… bir aşkın orta yerindeki bir sevişmeden sonra adam seviştikleri odadan çıktığında başlayan bir hava bombardımanında ev isabet alıyor ve adamın biraz önce geçtiği bölüm çöküyor. Daha iki dakika önce koynunuzda olan birinin yok olduğunu görüyorsunuz. O korkunç anda kadın yaşadığı çaresizlik karşısında, aslında pek de inanmadığı Tanrı’ ya sığınıyor. Dizlerinin üstüne çöküp yalvarıyor.
…
Eğer biraz önce o kapıdan çıkan erkek yeniden o kapıdan sağ olarak dönerse, o erkeği bir daha hiç görmeyeceğine söz veriyor Tanrı’ya.
Ahmet Altan’ın Graham Greene, “Zor Tercih” isimli romandan alıntıladığı bu satırları yıllardır okuyup duruyorum. Sonra bir gün bir blog görüyorum. şöyle diyor blog yazarı:
… yanımda o var. … İçimden Allah’ a binlerce kez şükrediyorum. Nihayet dualarım kabul oluyor ve ona kavuşuyorum. Bu saatten sonra ölüm bile vız gelir bana. Başımı hafifçe kendine doğru çekiyor ve beni dudaklarımdan nazik bir şekilde öpüyor. Başım dönüyor, kollarıma kalbimden gelen bir sızı yayılıyor.
…. Gözlerimi açtığımda bunun bir rüya olduğunu anlıyorum. Önce üzülüyorum ama sonra bütün gün kısa bir rüyanın verdiği büyük bir mutlulukla, oradan oraya koşturuyorum.
Ahmet Altan; “O anda Maurice girdi içeri. Yaşıyordu. İşte şimdi onsuz olmanın ıstırabı başlıyor diye düşündüm ve yine kapının ardında ölmüş yatıyor olmasını istedim.’ Kadın, sevdiği erkeğe kavuşmuş ve onu kaybetmişti. Ve onun yaşadığını gördüğü anda, biraz önceki pazarlığın ağırlığını fark edip, “keşke ölseydi” diyordu. Bundan sonra, bir insanı görmeden de sevmenin mümkün olup olmadığını öğrenecekti diye devam ediyor.
Noktaları birleştirmeyi herkes yapabilir. Ama bu kadar uzun bir yazı girmeme sebep olan blog insanı, evet iyi bir yazar fakat, aynı zamanda şizofren bence siz de bakın: Kelebek
Son Yorumlar