Son Uğur Mumcu: Adnan Gerger

18 11 2011

Adnan Gerger… Bir gazeteci-yazar. Onu öğrencilik yıllarımdan tanıyorum. Ve beş parasız, işsiz günlerimde bir yerden bulduğum ‘Faili Mechul Öfke’ isimli romanından… Beni bağışlayacağını biliyorum; bir yerlerden PDF’i elime geçen kitabı müsvedde kağıtların arkasına yazdırarak okudum ben.

Uğur Mumcu’nun o araştırma-belgesel tadındaki korkusuz kitapları gibi o da korkusuzca gizli bilgileri açıklıyor, polis arşivlerini gözler önüne seriyor, soruşturmaların seyrini, operasyonların perde arkalarını anlatıyor, yaptığı haberlerle araştırmacı gazetecilik nedir bize öğretiyor. Bir daha onun gibi biri çıkar mı bilemediğim için son Uğur Mumcu diyorum ona.

Kitabın ne anlattığını yazmayacağım. Ama yazdıkları kesinlikle okunmaya değer. Türkiye’nin karanlıkları için aydınlan: Uğur Mumcuyu Kim Öldürdü? Burada





Kanatsız kelebek sevdiğini görmediğinde

16 11 2011

… bir aşkın orta yerindeki bir sevişmeden sonra adam seviştikleri odadan çıktığında başlayan bir hava bombardımanında ev isabet alıyor ve adamın biraz önce geçtiği bölüm çöküyor. Daha iki dakika önce koynunuzda olan birinin yok olduğunu görüyorsunuz. O korkunç anda kadın yaşadığı çaresizlik karşısında, aslında pek de inanmadığı Tanrı’ ya sığınıyor. Dizlerinin üstüne çöküp yalvarıyor.

Eğer biraz önce o kapıdan çıkan erkek yeniden o kapıdan sağ olarak dönerse, o erkeği bir daha hiç görmeyeceğine söz veriyor Tanrı’ya.

Ahmet Altan’ın Graham Greene, “Zor Tercih” isimli romandan alıntıladığı bu satırları yıllardır okuyup duruyorum. Sonra bir gün bir blog görüyorum. şöyle diyor blog yazarı:

… yanımda o var. … İçimden Allah’ a binlerce kez şükrediyorum. Nihayet dualarım kabul oluyor ve ona kavuşuyorum. Bu saatten sonra ölüm bile vız gelir bana. Başımı hafifçe kendine doğru çekiyor ve beni dudaklarımdan nazik bir şekilde öpüyor. Başım dönüyor, kollarıma kalbimden gelen bir sızı yayılıyor.

…. Gözlerimi açtığımda bunun bir rüya olduğunu anlıyorum. Önce üzülüyorum ama sonra bütün gün kısa bir rüyanın verdiği büyük bir mutlulukla, oradan oraya koşturuyorum.

Ahmet Altan; “O anda Maurice girdi içeri. Yaşıyordu. İşte şimdi onsuz olmanın ıstırabı başlıyor diye düşündüm ve yine kapının ardında ölmüş yatıyor olmasını istedim.’ Kadın, sevdiği erkeğe kavuşmuş ve onu kaybetmişti. Ve onun yaşadığını gördüğü anda, biraz önceki pazarlığın ağırlığını fark edip, “keşke ölseydi” diyordu. Bundan sonra, bir insanı görmeden de sevmenin mümkün olup olmadığını öğrenecekti diye devam ediyor.

Noktaları birleştirmeyi herkes yapabilir. Ama bu kadar uzun bir yazı girmeme sebep olan blog insanı, evet iyi bir yazar fakat, aynı zamanda şizofren bence siz de bakın: Kelebek





İşte okunası rahat bir blog; Umut var..

7 10 2011

Tamam bugün saçmalamadan duruyorum. Hıhım evet, Bir blog buldum, adını söylemeyeceğim linki asağıda. Böyle rahat, samimi, içten (samimi ve içten aynı anlamda ama pekistiriyor) dünyada ne pislik varsa bir çırpıda hepsini silesi var yazarının. Burdun beni blog insanı… Bakalım?





Uzun Samsun içe(bile)nler aşireti

6 10 2011

Bugün sizlere kadim bir dostumun ricası üzerine anlatacağım blogda çok ilginç bir yazı var. “Uzun samsun içenler aşireti” Normalde baskalarının tavsiyesi ile blog anlatmıyorum. Ama kadim dostlarımı kıramıyorum çünkü bende çok kadim’im. Bildiğiniz gibi elit insanlar ve çevreleri hep kadim olur. Neyse efendim fazla uzatmadan konuya gireyim. Blog Samsun ve Samsunun herşeyi üzerine. Tam bir Samsun fetişizmi var blog de sizin anlayacağınız. Ancak en güzeli “Uzun samsun içenler aşireti” ama o da baska bir yerden alınmıs altında link var çünkü. Şurayı tıklayın





Güneş balçıkla sıvanmaz

5 10 2011

Efendim malum ben yazan çizen bir insanım, haliyle aydın bir çevrem var. Aydın çevremden aldığım bazı eleştirileri sizinle de paylaşmak isterim. Bunlardan biri ben içeriği bos bloglara yer veriyormusum, kalemimi bu yolda heba etmeyecekmişim. Oldu mu şimdi? Daha öncede söyledim, blogum var kafama göre yazıyorum. Neye göre yazıyorsun derseniz blog insanını seviyorum bir kere. Aydın ve yazar olmama rağmen amatör bir ruh taşıyorum çünkü. Öyle bosmus doluymus farketmez kişisel olacaksın ki yazabileyim seni. Blog adının uzantısı olacak. Mesela elit tabakadan olmama rağmen ben blogumun adını değiştirmedim hala wordpress uzantılı.

Neyse bu kadar aydınca konusma yeter. Bir blog buldum, sinema ve dizi dünyası ile ilgili. Göze hos gelen bi tasarımı da var. içerikte güzel. Burda kendisi






jimnastik

4 10 2011

Efendim malum blog’um var kafama göre yazıyorum. Evvelden edebiyat bloglarını yazıyordum, ancak sonra baktım ki bozdu bu edebiyat sevdalılıları e dedim o zaman ben bloglardan yazmaya devam edeyim. O zaman şöyle ilginç bir blog gördüm, burada kafasına göre yorum yapan kişi daha sonra ilginç ve yaratıcı reklamlar filanda koymuş yer yer karikatürde var buyrun: terazilastik





çok ‘tat’lı deneme yazıları

3 10 2011

Nasıl mı çok tatlı? Şekerinden değil, hani böyle haberimsi biraz da blogcu bi ruhla yazılmıs denemeler var. Yazılar için bişey diyemeyeceğim ama site bildiğin profesyonel site illa bakın derim, ille bakın ama:burada





biraz şiir var güzel ya da şiirler gayet güzel ?

13 09 2008

değişik şiirler var bu sitede de güzel gelebilir kimilerinize şöle bi bakıverin ayıp olmasın diye buraya

Edit 2011: Profesyonel bir tat da bırakmıyor değil hani, yıllar sonra tekrar bakınca… Olgunlasmak mı gerekiyor acaba anlayabilmek için. Kac yaşında acaba bunları yazan insan durduk yere merak ettim şimdi bak…





Erguvanlar

9 06 2008

Site sahibinin okuduğu kitapları tanıttığı bir başka blog. Ancak bu blogda tanıtımı yapan kişinin görüşlerine rastlamak çok mümkün değil. Zira inceleme yazısında, kitabın içinden alıntılarla tanıtılıyor. Tanıtılan kitap sayısı ise oldukça fazla. Siteye ulaşmak için: ilgilenilmediği için kapanmıs olsa gerek….








Follow

Get every new post delivered to your Inbox.